Çocuğum Olmuyor, Ne Yapmalıyım?   - Özel Yüzyıl Hastaneleri Whatsapp  Çocuğum Olmuyor, Ne Yapmalıyım?   - Özel Yüzyıl Hastaneleri Hemen Ara  Çocuğum Olmuyor, Ne Yapmalıyım?   - Özel Yüzyıl Hastaneleri Randevu Al

Çocuğum Olmuyor, Ne Yapmalıyım?

Çocuğum Olmuyor, Ne Yapmalıyım?

Çocuğum Olmuyor, Ne Yapmalıyım?

Günümüzde bu soruyla daha sık karşılaşır olduk. 1980 lerde %5 lerde olan infertilite sorununun bugün dünya üzerinde %11-15 oranına yükselmiş olduğunu, daha fazla sayıda çiftin bebek sahibi olamama nedeniyle sağlık kuruluşlarına başvurduğunu görebiliyoruz.

Bunun altında yatan en önemli sebepler arasında, besinlerle ve yaşadığımız çevrede daha yoğun bulunan toksinlere bağlı olarak üreme hücreleri olan yumurta ve sperm hücresinin olumsuz etkilenmesi, evlilik yaşının ileri yaşlara atılması veya kariyer ve maddi imkanların daha uygun olmasının beklenmesi nedeniyle bebek sahibi olma zamanının ertelenmesi ile kadında yumurta hücresi erkekte sperm yapımının azaldığı ileri yaşlara gelinmesi sayılabilir.

Günümüzde sevindirici olan durum ise eskiden infertilitenin sadece kadın kaynaklı olduğu düşünülürken ve erkekler infertilite incelemelerinden mümkün olduğunca uzak kalmaya çalışırken, bugün sorunun çiftin sorunu olduğunun kabul edilmiş olması ve sağlık kuruluşlarına çiftlerin beraber başvurduğunu görmek oluyor. Bir sorun çoğu zaman ne kadar erken fark edilirse ve gerekli incelemeler vakit kaybetmeden yapılırsa yüz güldürücü sonuç almak o kadar çabuklaşıyor. Dünya üzerinde kabul gören infertilite yaklaşımı 35 yaş altında 1 yıl korunmasız ve düzenli ilişki yapılmasına rağmen, canlı bir doğum elde edilememişse, infertilite konusunda deneyimli bir merkez tarafından çiftlerin incelenmesi yönündedir. 35 yaş üzerindeki çiftlerde bu sure, bilinen bir risk faktörü yoksa 6 aydır. Bir çiftin daha erken sürelerde uzman bir ekipten yardım alması gereken durumlar da vardır. Bu durumları kadında ve erkekte infertilite nedenleri diye ayırarak incelemek konuyu anlamayı kolaylaştıracaktır.

Öncelikle normal koşullarda üremeni fizyolojisine bakacak olursak, hamileliğin oluşabilmesi için öncelikle kadında ve  erkekte normal anatomik yapıya sahip üreme organlarına ihtiyaç vardır. Kadındaki anatomik yapıyı çoğu zaman jinekolojik muayene ve bunu tamamlayan ultrasonografik muayene ile değerlendirmek mümkün olabilir. Adet düzeninin  takibi, yumurtlama fonksiyonunun varlığı hakkında bilgi verir. Gerekli olan durumlarda hormone testlerinin eklenmesi ile standart bir değerlendirme yapılabilir. HSG ( histerosalpingografi- ilaçlı Rahim filmi) adı verilen radyolojik yöntemle, normal yollardan hamile kalmak isteyen çiftlerin yaptırması gereken bir incelemedir. Bu incelemeler sonunda var olan problemlerin önemli bir kısmı ortaya konabilir. 

Erkekte 3-5 günlük cinsel perhiz sonrası yapılacak bir spermiogram testi, gerekli görüldüğünde ürolojik muayene ile de erkekteki problemleri görmek mümkün olabilir. Normal adet düzenindeki bir kadın, her ay yeni bir döngüye girer ve vücudu hamilelik oluşumuna hazırlanır. Adetin 2. Veya 3. Günleri yumurtalıklarda o ay için gelişmeye hazır olan yumurtalar hazırlanmaya başlar. Her kadının yumurta rezervine, hormonal durumuna göre başlangıçta hazırlanan yumurta sayısı 1 tane ile 20-30 tane arasında değişebilir. İlerleyen günlerde bu yumurtalardan biri liderlik kazanıp büyümeye devam ederken, salgıladığı hormon ve benzeri maddeler nedeniyle diğerlerinin gelişimi durur.

Bu büyüyen follikül ad verilen yumurta kesesinden salgılanan hormonlar, endometrium adı verilen Rahim zarının oluşacak bir gebeliği destekleyip besleyebilecek şekilde gelişmesine , kan damarlarından zengin bir yapı haline dönüşmesini sağlar. 28 günde bir adet gören kadında, adetin başlangıcından itibaren yaklaşık 12-14. Günlerde  follikül içinde gelişimini tamamlayan yumurta hücresi follikülden dışarı salınır, bu olaya yumurtlama diyoruz. Salınan bu yumurta hücresi Fallop tüpleri tarafından tutulur ve spermle karşılaşmayı bekler. Eğer yumurtlamanın olduğu dönemde, bir cinsel ilişki olduysa, yeterli sayıda, hareketlilikte ve canlılıkta sperm varsa, Rahim ve ahime bağlı olan Fallop tüplerinden geçerek yumurtaya ulaşır, yumurtayı burada döller.

Yumurtanın döllenebilmesi için, spermin yumurta hücresi içine girebilecek normal yapıya ve fonksiyona sahip olması gerekir. Döllenen yumurta artık embriyo adını alır ve bölünmelerine devam ederken, tüplerden geriye taşınarak Rahim içine ulaşmaya çalışır. Bu taşınma işlemi yaklaşık 5-6 gün sürer, bu sürede embriyo hem canlılığını korumalı hem de bölünme ve gelişimini uygun şekilde yapmalıdır. Rahim içine gelen embriyo, kendisine uygun ortamı bulursa , rahim zarına gömülür, Rahim zarı tarafından sarılarak gelşimini devam ettirir. Bu süreçlerde olabilecek herhangi bir aksama ya da engel hamilelik oluşumunu engeller.Görüldüğü gibi birbirine bağlı pek çok olayın kusursuz bir şekilde işlemesi sonucu hamilelik gerçekleşmektedir.

Kadında mevcut olan adet düzensizliği, yumurtlama probleminin en önemli göstergesidir. Troid hormonu ve Prolaktin adı verilen süt hormonunun düzensiz salgılanması da yumurtlamayı bozabilir. Geçirilmiş yumurtalık kisti operasyonları, çikolata kisti dediğimiz endometrioma ve bunun yaygın hastalık hali endometriozis, yumurta rezervinin azalmasına, yumurta üretiminin bozulmasına neden olabilir. Daha önce geçirilmiş enfeksiyonlar operasyonlar, tüplerin tıkanmasına, yapılarının bozulmasına, içinde sıvı toplanmış hidrosalpenks dediğimiz hale dönüşmesine neden olabilir. Tüplerle ilgili problem olduğunda, normal yollardan ve aşılama ile hamilelik etmek imkansız hale gelir, tek uygulanabilecek yöntem tüp bebektir. Yine doğuştan olan Rahim şekil bozuklukları, septum (Rahim içinde duvar) çift Rahim gibi durumlar hamile kalmayı ya da oluşan hamileliği devam ettirmeyi güçleştirebilir. Bu tür durumlardan şüphelenildiğinde HSG ve MR gibi yöntemlerle kesin tanılar konulmalıdır.

Bazı Rahim içi problemler günümüzde histeroskopi adı verilen kapalı yöntemle tedavi edilebilmektedir. Myom, polip, yapışıklık gibi durumlar  doğuştan olmayan problemlerdir. Myomlar yerleştikleri yere gore bebek sahibi olmayı ya da düşük yapma ihtimalini etkileyebilirler. Rahim iç zarında yerleşen bu myomları histeroskopik olarak tedavi etmek mümkündür. Endometrial polipler Rahim zarından kaynaklanırlar, tıbbi literatüre göre 1 cm den küçük poliplerin hamilelik üstüne etkisi belirgin olmamakla birlikte, 1 cm den büyük poliplerin histeroskopik olarak çıkarılması önerilmektedir. Daha önceki müdahale veya enfeksiyonlara bağlı olarak Rahim içinde oluşmuş yapışıklıklar histeroskopik olarak tedavi edilmelidir.

Yapışıklığın yoğunluğuna bağlı olarak endometriumda hasarlanma fazla olabilir ve operasyon sonrası yeniden yapışma durumu görülebilir, bu hastalar hamilelik elde etme yönünden en zor, en şanssız hastalardır. Daha önce Rahim ağzına yapılmış cerrahi müdahaleler (konizasyon gibi) de hamile kalmada ve hamileliğin devamında sorun oluşturabilir. Tüberkuloz gibi enfeksiyonlar batın içinde yapışıklık ve endometrium dokusunda hasar oluşturarak hamileliğin oluşmasını engelleyebilir.

Erkeklerde de çocukluk çağlarında inmemiş testis ve operasyonları, kasık fıtığı operasyonları, ergenlik çağı sonrası geçirilmiş kabakulak enfeksiyonu, travmalar, testise olan cerrahi girişimler, cinsel yolla geçen enfeksiyonlar, hipertansiyon ve bunun tedavisi için kullanılan ilaçlar, diabet, bazı romatizmal hastalıklar ve tedavisinde kullanılan ilaçlar, alkol, uyuşturucu maddeler, boya sanayiinde kullanılan kimyasallar, aşırı sıcağa maruziyet ( fırın çalışanları, şoförler, kuaförler), hormone ilaçları kullanımı, kanser tedavisi için ilaç kullanımı ve radyoterapi, sperm üretimini veya spermin meniye geçişini engelleyerek infertiliteye sebep olabilir.

Bütün bu sebeplerin infertiltede deneyimli bir ekip tarafından değerlendirilerek, uygun tedavi yöntemlerinin belirlenmesi çiftin, en kısa sürede bebek sahibi olmasını kolaylaştıracaktır. Tedavide geciken durumlarda en ileri yöntemler bile kullanılsa bebek sahibi olmak güçleşmektedir.