Uyku Bozukluklarının Psikolojik Yüzü
Uyku, bedenin dinlendiği bir aralık gibi görünür. Oysa uyku, gün boyu kapısı kapalı tutulan bir odanın gece açılmasına benzer. Gün içinde söylenmemiş olan her şey, bastırılmış olan her duygu, o oda açıldığında ortaya çıkar. Bu yüzden uykusuzluk çoğu zaman gecenin değil, gündüzün sorunudur.
İnsan uyuyamadığında genellikle kendini suçlar. "Kafam çok çalışıyor, durduramıyorum" der. Doğrudur fakat asıl mesele genellikle şudur: Gün boyunca konuşamadığın ne var ki, gece seninle konuşmak için bekliyor?
Fabrikadan, işten eve dönen biri için gün, başkalarının ritmine göre geçer. Vardiya başlar, vardiya biter. Ev başlar, ev biter. Çocuk ister, eş ister, patron ister. Gün boyu insan kendine sormaz: "Ben ne istiyorum?" Çünkü sormaya vakit yoktur, hatta çoğu zaman bu soru tehlikelidir, cevabı hayatı zorlaştırabilir.
Ama gece gelir. Işıklar söner. Etraf sessizleşir. Gün içinde kendine yer bulamamış olan şey, yatakta belirir. Kimi zaman düşünce olarak: "Yarın ne yapacağım, niye böyle oldu, neden hâlâ buradayım." Kimi zaman bedensel olarak: kalp çarpıntısı, terleme, içte bir sıkışma. Kimi zaman da hiçbir biçimde adlandırılamayan bir huzursuzluk olarak; uyku gelir, ama bir türlü tutmaz.
Klinikte uyku şikayetiyle gelen insanların çoğu aslında uykudan değil, uyanıklıktan şikayetçidir. Çünkü uyku, gün içinde kaçtığımız şeylerden artık kaçamadığımız andır. Yatağa girmek, kendiyle baş başa kalmak demektir. Ve birçok insan için bu, en zor karşılaşmadır.
Uyku bozukluklarının farklı yüzleri vardır,
Bazıları uykuya dalamaz. Yatakta saatlerce döner. Bu çoğu zaman gün içinde kapatılamamış bir hesaplaşmanın işaretidir. Biri haksızlık etmiştir ve cevap verilememiştir. İçeride bir öfke vardır ve nereye yönelteceği bilinmez. Bir karar verilmesi gerekmektedir ve karar verilemez. Uyku, bu askıdaki işler kapanmadan gelmez.
Bazıları gece uyanır. Genellikle aynı saatte. Uyanır ve bir daha dalamaz. Bu çoğu zaman içeride çok eski bir kaygının, kişinin henüz farkında olmadığı bir şeyin imzasıdır. Beden bilir, zihin bilmez. Uyandığında ne düşündüğünü hatırlamayabilirsin ama bir şey seni uyandırmıştır.
Bazıları uyur ama dinlenmez. Sabah kalktığında sanki hiç uyumamış gibidir. Bu çoğu zaman uykuda bile sürdürülen bir tetikte olma halinin sonucudur. Beden uyur, ama nöbet bitmemiştir.
Uyku ilacı bu şikayetleri bastırabilir. Bazen gerekir de. Ama ilaç sorunu çözmez, sesini kısar. Çünkü uykusuzluk bir bozukluk değil, bir mesajdır. Beden ve zihin, gün içinde duyulamayan bir şeyi geceleyin duyurmaya çalışır.
Uykusuzluk çeken insan zayıf değildir. Tam tersine: içinde duyulmayı bekleyen bir şey vardır ve bedeni bunu görmezden gelmeyi reddetmektedir. Bu, sağlıklı bir direniştir. Sadece yanlış saatte ortaya çıkar.